İdare Hukuku

TAZMİNAT DAVALARI (PARASAL HAKLAR, ÖZLÜK HAKLARI, EMEKLİLİK İKRAMİYESİ DAVALARI, TAM YARGI DAVALARI)

Anayasa’nın 125.maddesi gereğince “İdare kendi eyleminden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” Aynı zamanda Danıştay 1.Dairesi’nin 07.06.1982 gün ve E:1982/112 K:1982/130 sayılı istişari kararında ‘’Haklarında tesis edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin iptali ya da durdurulması üzerine göreve döndürülenlerin, dava dilekçelerinde aylık ve özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın, islemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi haklarının ödenmesi gerektiği’’ ifadesine yer verilmiş ve buna istinaden Maliye Bakanlığı’nca yayınlanan 25.02.1983 tarih ve (81) No’lu Devlet Memurları Kanunu genel tebliğinde de bahse konu istişari karar doğrultusunda gerekli ödemelerin yapılması hususunu açıklığa kavuşturmuştur.

MAHKEMELERCE VERİLEN İPTAL KARARLARININ İŞLEMİN TESİS EDİLDİĞİ TARİHTEN ÖNCEKİ HUKUKİ DURUMUN GEÇERLİLİĞİNİ SAĞLADIĞI YOLUNDAKİ TEMEL İDARİ HUKUK İLKESİ UYARINCA İDARELER İPTAL KARARLARININ AMAÇ VE KAPSAMINA GÖRE YENİ BİR İŞLEM TESİS ETMEK, İPTAL EDİLEN İŞLEMDEN DOĞAN SONUÇLARI ORTADAN KALDIRMAK VE ÖNCEKI HUKUKİ DURUMUN GEÇERLİLİĞİNİ SAĞLAMAK ZORUNDADIR. BUNA GÖRE,  SAĞLIK ŞARTLARI GÜVENLİK SORUŞTURMASI VEYAHUT SAİR BİR SEBEPLE İLİŞİKLERİ KESİLEN VATANDAŞLARIN EMSALLERİNE GÖRE YOKSUN KALDIĞI TÜM PARASAL VE ÖZLÜK HAKLARININ KENDİSİNE İADESI ZARURİYET ARZ EDECEKTIR.

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 

2577 sayılı Idari Yargılama Usulü Kanununun 12. Maddesinde “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”  hükmüne yer verilmiştir.

Bu bağlamda idare; kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.

Nitekim OHAL KHK’larla yapılan meslekten çıkartma/kamu görevinden çıkartma davalarında memurlara emekliliğe hak kazanmalarına rağmen, emeklilik ikramiyesinin ödenmemesine dair verilen kararlarda hukuka aykırı olup, idari mahkemelere başvuru yöntemiyle emeklilik ikramiyeleri tazmin edilebilmektedir.

Nitekim Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yapmaktayken meslekten çıkarılan müvekkil hakkında emeklilik işlemleri sonuçlandırılacak kendisine hizmet süresi üzerinden emekli aylığı bağlandığı, ancak ikramiye ödenmediği bunun üzerine müvekkilin ikramiye ödenmesine dair talebinin ise reddedildiği dava konusu bu işlemde,  hizmetlerinin tamamının Sandığa tabi olarak geçen ve hizmeti kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermemiş olan sandık iştirakçilerine 5434 sayılı kanunun 89/1. Maddesine göre koşulsuz ikramiye ödenirken sandığa tabi hizmeti tek başına sandıktan aylık bağlamaya yeterli olduğu halde, fazladan diğer bir ifadeyle hiç ihtiyacı yokken hizmetleri birleştirmek suretiyle sandıktan aylık bağlanan iştirakçilerin sandığa tabi hizmeti kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermediğinden bahisle ikramiyeden yoksun bırakılmasının eşitliğe ve hakkaniyete aykırılık oluşturacağı açıktır.  Buna göre farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri birleştirilmesi suretiyle müvekkile aylık bağlanmış olmakla birlikte müvekkilin emekli sandığına tabi olarak geçen hizmet süresinin tek başına sandıktan aylık bağlanmaya yeterli olması, başka bir anlatımla hizmet süreleri birleştirmeye tabi tutulmamış olsa dahi sandıktan aylık bağlanabilecek konumda bulunması karşısında sandığa tabi hizmetinin ne şekilde sona ermiş olmasına bakılmaksızın 5434 sayılı kanunun 89/1. Maddesi hükmü uyarınca ikramiye ödenmesinden yararlandırılması gerekmektedir. Bu itibarla emekli sandığına tabi hizmet süresi emekli aylığı bağlanması için yeterli olan müvekkile 5434 sayılı kanunun 89. Maddesinin 1. Fıkrası uyarınca emekli ikramiyesi ödenmesi gerekirken isteminin reddi yolunda tesis edilen işlem hukuka aykırıdır.

Vatandaşlarımız tazminat davalarında M&M YILDIRIM HUKUK BÜROMUZ FARKIYLA emsal kararlar ışığında çözüm sağlamışlardır. Sizde benzeri sorunlar yaşamanız halinde hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi, konusunda uzman tecrübeli avukatlarımız ile iletişim kurup, detaylı bilgi aldıktan sonra hukuk büromuza emanet edebilirsiniz.

Konular hakkında sizlere ışık olabilmek amacıyla, emsal kararlar eşliğinde sitemizde her bölüm için özel hazırlanmış hukuki makalelerimiz ile de karşınızda olacağız.

Makaleler